“Şimdi yeni şeyler söylemek lazım” sloganıyla günümüze uyarlanan eser, Mesnevi’nin ana ruhunu bozmadan, Geleneksel Türk Tiyatrosu unsurlarıyla sahneye aktarılıyor. Kadın meddahın anlatımıyla izleyiciyle buluşacak olan gösteri, tiyatro ve tasavvuf felsefesini harmanlayarak seyirciye farklı bir deneyim sunacak.
AYNA MİSALİ BİR SAHNE
Sahnede tek bir kişi olacak ancak o, ne kadın ne de erkek… Adeta acemi bir ayna gibi, “Sen bensin, işte ben senim” diyerek Mesnevi’den hikâyeler anlatacak. Zaman zaman hikâyenin kendisine dönüşerek, bazen de seyircisiyle arasına mesafe koyarak, klasik meddah geleneğini modern bir bakış açısıyla yeniden yorumlayacak.
Elinde tuttuğu asa ile sahnede bir güç sembolü taşıyan kadın meddah, izleyiciyi düşündürmeye davet ediyor: Acaba o asa mucizeler mi yaratacak, yoksa bir uyarı işareti mi olacak? Bu sorunun cevabı, gösterinin büyülü dünyasında saklı.
MESNEVİ’NİN DERİN DÜNYASI
Mevlana’nın Mesnevi’si, yalnızca edebi bir eser değil, aynı zamanda derin bir felsefi yolculuktur. İçinde Hint, İran, Yunan ve Roma mitolojilerinden, halk hikâyelerine ve tasavvufi kıssalara kadar pek çok unsuru barındıran eser, insanı anlamaya ve özgürlüğün anahtarlarını keşfetmeye davet eder.
Benzersiz bir sahne deneyimi sunacak olan Mesneviyatro, izleyicileri hem Mevlana’nın hikâyelerinde kaybolmaya hem de kendi iç dünyalarına bir yolculuğa çıkmaya çağırıyor.