Psikologlar Birliği, 29 Mart 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren "Sağlık Meslek Mensuplarının Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmelik" hakkında açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, söz konusu yönetmeliğin, lisans mezunu psikologların ve klinik psikoloji alanı dışında uzmanlıkları bulunan psikologların mesleklerini serbest olarak icra etmelerini Sağlık Bakanlığı tarafından imkansız kıldığı vurgulandı.

Erdal Beşikçioğlu’ndan TRT’ye tepki: “Sanat susturulamaz!” Erdal Beşikçioğlu’ndan TRT’ye tepki: “Sanat susturulamaz!”

Birlik, yönetmeliğin psikologların mesleklerini bağımsız olarak icra etmelerini engellediğini ve özellikle klinik psikoloji alanında yüksek lisans veya doktora eğitimi almış ancak diplomalarında "klinik psikoloji" ibaresi bulunmayan gruba yönelik mağduriyet yarattığını belirtti.

Yönetmelikte, sağlık meslekleri genelinde lisans düzeyindeki temsilin sağlanırken psikoloji mezunlarının bu kapsama dâhil edilmemesi önemli bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Psikologlar Birliği, bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirtti. Anayasaya göre, hukuki durumları aynı olan kişilerin aynı kurallara tabi olması gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, Anayasa Mahkemesi'nin daha önceki kararlarında eşitlik ilkesinin, eylemsel değil hukuksal eşitlik öngördüğünü vurguladı. Bu bağlamda, psikologların lisans eğitimi sonrası mesleklerini icra etmeleri engellenirken, diğer sağlık alanlarının lisans mezunlarına ayrıcalık tanındığına dair izlenimler ortaya çıkmaktadır.

Açıklamada, ülkemizdeki devlet üniversitelerinde klinik psikoloji yüksek lisans programlarının kontenjanlarının düşük olduğuna ve vakıf üniversitelerinin bu programlar için belirlediği yüksek ücretlerin, ortalama gelir düzeyindeki psikologlar için karşılanamaz düzeyde olduğuna dikkat çekildi. Psikologlar Birliği, lisans mezunu psikologların serbest meslek icrası hakkı verilmeden, klinik psikoloji yüksek lisans eğitimine erişimlerinin çok zor olduğu ve bu durumun mesleklerini icra etme hakkını da ortadan kaldıracağı uyarısında bulundu. Ayrıca, eğitimde fırsat eşitliği sağlanmadığı takdirde, yetenekli ancak maddi olanakları yetersiz olan adayların psikoloji alanını tercih etmeyecekleri ve ülke genelinde psikolojik hizmetlerin geride kalacağı ifade edildi.

Birlik, gelişmiş ülkelerdeki "grandfathering" uygulamasına da dikkat çekti. Bu uygulama, yeni düzenlemelere tabi olmadan, geçmişteki deneyim ve eğitimlerle bir lisans veya sertifika alınmasına olanak sağlar. Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Kanada, Almanya, Fransa ve Avustralya gibi ülkeler bu yöntemi benimsemiş ve psikologların, klinik psikoloji yüksek lisansı yapmadan da belirli bir terapi türünde eğitim aldıktan sonra süpervizyon altında çalışabilmelerine olanak tanımıştır. Birlik, bu tür bir geçiş sürecinin Türkiye’de de uygulanması gerektiğini ifade etti.

Geçmişte Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan ve psikologlara "klinik psikolog" yetkisi veren "Psikolojinin Tıbbi Uygulamaları" sınavının, aynı zamanda bu alandaki geçiş sürecini kolaylaştıran bir düzenleme olarak değerlendirilebileceği kaydedildi. Ancak bu sınav ile kazanılmış hakların, yönetmelik ile dışlanması sonucu, klinik psikolog olma hakkı olan birçok psikolog mağduriyet yaşamaktadır.

Birlik, psikolojik hizmetlerin yalnızca terapiden ibaret olmadığını, psikologların lisans eğitimi ile önleyici ve koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinde yer alma ve psikolojik danışmanlık hizmeti sunma yeterliliğine sahip olduklarını belirtti. Ayrıca, psikolojinin yalnızca klinik psikoloji ile sınırlı olmadığı, sağlık psikolojisi, spor psikolojisi, rehabilitasyon psikolojisi, nöropsikoloji ve adli psikoloji gibi birçok başka alanın da bu meslek grubunun uzmanlık alanı olduğunun altı çizildi.

Danıştay ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) kararlarının, psikologluk mesleği için gerekli ehliyetin lisans eğitimiyle kazanıldığını defaatle açıkladığı vurgulandı. Danıştay'ın verdiği kararlarda, bir mesleği ve ünvanı alabilmenin ancak o mesleğin lisans eğitimiyle mümkün olduğuna, yüksek lisans ve doktora eğitiminin uzmanlaşmayı sağlamakla birlikte, bu eğitimlerin meslek ünvanı sağlamadığına karar verildiği belirtildi. Bu noktada, psikoloji lisans mezuniyetinin psikolog unvanı için yeterli olduğu ifade edilerek, bu kişilerin sağlık lisansiyerleri sınıfına dahil edilmemesinin kabul edilemez bir durum olduğu ifade edildi.

Birlik, psikologluk mesleğinde standardizasyonun yükseltilmek isteniyorsa, yapılacak düzenlemelerin 5-10 yıl arasında ileri bir tarihe ertelenmesi gerektiğini önerdi. Bu şekilde, psikoloji bölümlerini tercih eden kişilerin hak kaybı yaşamalarının önüne geçilebileceği ifade edildi. Ayrıca, Diş Hekimliği ve Eczacılık gibi bölümlerde olduğu gibi psikoloji bölümünün de eğitim süresinin 5 yıla çıkarılmasının gerektiği vurgulandı. Bu değişiklik ile klinik psikoloji alanında ilerlemek isteyenlerin vakıf üniversitelerindeki yüksek ücretli eğitime mahkum edilmemesinin sağlanacağı belirtildi.

Serbest Çalışma Psikolog

YÖK ve Sağlık Bakanlığı'na Çözüm Önerisi

Birlik, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Sağlık Bakanlığı iş birliğiyle, klinik psikolog olma hakkı elde edemeyen ancak klinik psikoloji alanında eğitim almış olan psikologların sorunlarının çözüme kavuşturulması gerektiğini belirtti. Aksi takdirde, geri dönülmez hak kayıpları ve kamu zararları yaşanacağına dikkat çekildi.

1219 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmalı

Son olarak, 1219 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve psikologlar ile klinik psikologlar arasındaki özlük haklarının düzenlenmemesinin, Sağlık Bakanlığı'nda görev yapan klinik psikologlara kadro ihdas edilmemesinin, bu meslek grubunun hak kayıplarına yol açtığı ifade edildi. 1219 sayılı Kanun'a dayanan düzenlemelerin, psikologların haklarını daha fazla ihlal etmeye devam edeceği belirtildi.

Birlik, 29 Mart 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Meslek Mensuplarının Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmelik’in gözden geçirilmesi gerektiğini ve lisans mezunu psikologların da bu kapsamda yer almasının sağlanması gerektiğini belirtti.

Uzman Psikolog Servet Aşan: Psikologların Serbest Çalışması Engelleniyor

Uzman Psikolog Servet Aşan, psikologların serbest çalışma hakkı ile ilgili yapılan düzenlemelere dair önemli açıklamalarda bulundu. Aşan, son çıkan sağlık meslekleri yönetmeliğine ilişkin olarak, psikologların serbest çalışmasına karşı olan düzenlemeyi şiddetle eleştirdi. Aşan, bu yönetmeliğin sadece psikologları hedef almasının, toplumun ruh sağlığını ciddi bir şekilde tehdit ettiğini vurguladı.

"Yönetmelik Psikologları Hedef Alıyor"

Aşan, yaptığı açıklamada, söz konusu sağlık meslekleri yönetmeliğinin, tüm diğer meslek gruplarını kapsarken, sadece psikologların serbest çalışmasını engellemeyi amaçladığını belirtti. Psikologların serbest çalışma hakkının engellenmesinin, mesleklerini bağımsız bir şekilde icra etmelerini zorlaştıracağını ifade eden Aşan, "Bu yönetmelik psikologları dışlayarak sadece onların haklarını ihlal etmiyor, aynı zamanda toplumun ruh sağlığını ciddi bir şekilde tehdit ediyor," dedi.

Psikologlar için serbest çalışma hakkı, hem mesleki özgürlük hem de halkın ihtiyaç duyduğu psikolojik hizmetlere ulaşabilme anlamına geliyor. Aşan, psikologların serbest çalışarak ruh sağlığı hizmetleri sunmalarının, bireylerin ve toplumun psikolojik iyileşme sürecini hızlandıracağına dikkat çekti. Ancak yönetmelikteki bu sınırlamalar, psikologlar için ciddi bir engel teşkil ediyor.

Aşan, sözlerine devam ederken, bu tür düzenlemelerin yalnızca psikologları değil, aynı zamanda toplumun genel ruh sağlığını olumsuz etkileyeceğini vurguladı. Psikolojik danışmanlık ve terapi hizmetlerinin serbest ve erişilebilir olması gerektiğini belirten Aşan, bu engellemelerin ruh sağlığına olumsuz etkileri olacağını söyledi.

Servet Aşan, söz konusu yönetmeliğin gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Aşan, psikologların serbest çalışma hakkının yeniden tanınması ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimin engellenmemesi gerektiğini belirtti.

Kaynak: Cansel Yıldız