Rusya’nın Ukrayna’ya ilk müdahalesi başladığı günün ertesinde, bu meselenin bölgeyi “ortadoğululaştıracağını” ifade ederek; çatışmaların uzun vadeli olacağı ve Dünya dengelerinin artık tamamı olmasa da, bu coğrafya üzerinden şekilleneceğini ifade etmiştik. Söz konusu ifadelerin yer aldığı Kanal 5'teki programımızın YouTube politikalarını ihlal ettiğinden kanalın direkt kısıtlama alması da ilginç olmuştu.
Bugün geldiğimiz noktada Ukrayna meselesi çok katmanlı bir hal almış durumda. En görünürde Rusya’nın güvenlik endişeleri/NATO’nun genişlemesi ve ABD’nin çıkarları/Finans kaynağı oluşturması ekseninden okunsa da, meselenin derinliği geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen Münih Güvenlik Konferasında daha da belirginleşti.
ABD Başkan Yardımcısının demokrasinin beşiği olan AB’ye demokrasi dersi vermesi, sırtımızdan inin artık demesi, başınızın çaresine bakın demesi bir çok kimse tarafından şaşkınlıkla karşılandı.
Peki ne oluyor?
Trump’ın ilk döneminde hedeflediği ABD’yi Amerika kıtasına çekerek artık maliyet etkinliği çökmüş olan Dünya Jandarmalığı pozisyonundan çekme vizyonu sahaya net yansımış durumda. ABD Irak/Suriye hattına harcadığı parayı kazanamıyor, AB’ye verdiği desteklere rağmen ABD’nin hasımlarıyla ticaret hacmi büyüyor, Afrika’da Çin almış başını gidiyor, Ortadoğu’da Türkiye oyun kuruyor, İsrail başına buyruk davranıyor, Suudi Arabistan etkinlik kuramıyor, velhasıl, şubeler zarar yazıyor.
Öte yandan, Dünya halkları ABD’yi eskiden “Rüya” olarak tanımlanırken artık “Büyük Şeytan” olarak kabul ediyor. Sevilmediğiniz bir yerde ne kadar durabilirsiniz?
Özetle, eskisi gibi satabileceği ne bir değer ne fark oluşturabilen güzel ve büyük silahları ne de şahsına münhasır bir teknolojisi kalmadı. Haliyle Türkiye, Çin ve Rusya gibi yükselişe geçen bölgesel güçlerle gireceği rekabet/savaş ABD’ye büyük zarar verecek ve hızlı bir çöküşe sebebiyet verebilecektir.
Trump da vaktinde İngiltere’nin kolonilerinden çekilerek İngiliz Milletler Cemiyeti’ni kurması, Sovyetlerin kendisini dağıtarak Varşova Paktı etkisini devam ettirebilmesi gibi, Amerika kıtasını Kanada ve Grönland ile sağlama alarak Amerika kıtasına çekilmeye çalışıyor.
(Abdulhamid Han’ın Teşkilat-ı Mahsusa ile Kuzey, Güney, Doğu ve Batı kollarının yaptığı çalışmalarla bugün Türkiye, bir çok şeye rağmen Müslüman ülkelerde ev sahibi gibi karşılanmaktadır.)
Meksika sınırındaki duvar, Venezuella üzerindeki baskılar, Bolivya’daki darbe; Trump’ın bugün için yaptığı geçmiş hazırlıklardı. Panama, Kanada, Grönland konularına çok şaşırmamak lazım haliyle.
Velhasıl ABD ana kıtadan vekaletler ve müdahale noktaları bırakarak çekiliyor; hazırlıkları sadece kendi kıtasında değil elbette. Afganistan’dan çekilmesi, Hindistan’a Çin’i yavaşlatması için verilen destekler, Suudi Arabistan’ın yeni dönemde eski Türkiye formatında hareket edebilmesi için “laikleşmesi”, biraz önce gelen habere göre Yunanistan’daki Dedeağaç üssünü kapatması gibi bir çok kritik mesele hayata geçti.
Peki tutar mı? Muhtemelen tutmaz. Trump ve Elon Musk ABD’yi bölenler olarak tarihe geçme olasılığı son derece yüksek, bu sebeple de kendi adıma kendilerine müteşekkirim. Etrafları Tek Dünyacılar/Evanjelistler/Şirketler tarafından kuşatılmış durumda, Trump agresif, Elon tribünlere show yapma derdinde, ABD’nin kurumsallığı testereyle imtihanda. ABD bölünürse Fransız İhtilaliyle başlayan “iki yüzlü sömürü sistemi” haliyle Batı’nın egemenliği çöker.
Haliyle yeni bir sistemin kurulması için önümüzdeki en fazla 20 yıl içerisinde boşluk doğacak, burada kim en hazırlıklıysa, kendine yapacağı bir ihtilal ile egemen sistemin temel paradigmasını kurabilir.
Şu anda Devletler bazında en hazırlıklı ve avantajlı ülke biziz. Fakat sonuç alma noktasında çok fazla kattetmemiz gereken konu ve mesafe var. Zira bu durum bir tercih değil, tüm insanlığın geleceği için abartısız ifade ediyorum bir zaruriyettir. Bu zaruriyet bir başka yazının konusu olsa da özetle; ya Olimpos’un çocukları insanlığa görülmemiş bir köle sistemi kuracak ya da Hira’nın evlatları dirilerek hakimiyeti ele alacak…
Akşam da Fenerbahçe Galatasaray derbisi var, TÜSİAD ekibi de maçı boğazdan dört gözle bekliyordur. Bakalım beklentilerine laik bir maç olacak mı?
Selametle.